<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HaberCrombie &#187; BLOG QRALLI&#286;I</title>
	<atom:link href="http://www.habercrombie.com/index.php/category/bloglar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.habercrombie.com</link>
	<description>Butik haber</description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Aug 2011 09:03:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>İşte twitter&#8217;ı çökerten Zonguldaklı lise öğrencisi: Bora Kırca!</title>
		<link>http://www.habercrombie.com/index.php/2010/05/12/iste-twitteri-cokerten-zonguldakli-lise-ogrencisi-bora-kirca/</link>
		<comments>http://www.habercrombie.com/index.php/2010/05/12/iste-twitteri-cokerten-zonguldakli-lise-ogrencisi-bora-kirca/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 10:20:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[BLOG QRALLIĞI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.habercrombie.com/?p=7463</guid>
		<description><![CDATA[Twitter&#8217;da kaosa yol açan ve milyonlarca follower&#8217;ı olan ünlü isimlerin bir anda listelerinin silinmesine sebep olan Türk 17 yaşındaki lise öğrencisi Bora Kırca çıktı. Zonguldak&#8217;tan Telegrağh gazetesine konuşan Bora, &#8220;Bu hatayı fark ettiğim zaman twitter ekibine bir mail attım ve bunun düzeltilmesini söyledim. Ama benimle ilgilenmediler. Halen de o mailime cevap vermiş değiller. Ben de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.habercrombie.com/wp-content/uploads/2010/05/twit1_1634933c.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7464" title="twit1_1634933c" src="http://www.habercrombie.com/wp-content/uploads/2010/05/twit1_1634933c.jpg" alt="" width="460" height="288" /></a>Twitter&#8217;da kaosa yol açan ve milyonlarca follower&#8217;ı olan ünlü isimlerin bir anda listelerinin silinmesine sebep olan Türk 17 yaşındaki lise öğrencisi Bora Kırca çıktı. Zonguldak&#8217;tan Telegrağh gazetesine konuşan Bora, &#8220;Bu hatayı fark ettiğim zaman twitter ekibine bir mail attım ve bunun düzeltilmesini söyledim. Ama benimle ilgilenmediler. Halen de o mailime cevap vermiş değiller. Ben de bunu internetteki blogumda yayınladım ve diğer teknoloji siteleri alınca bir anda ne olduğunu anlamadığım kadar büyük bir etki yarattı&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.habercrombie.com/index.php/2010/05/12/iste-twitteri-cokerten-zonguldakli-lise-ogrencisi-bora-kirca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>279 TL&#8217;ye ev sinema sistemi almak istemez misiniz?</title>
		<link>http://www.habercrombie.com/index.php/2010/03/20/279-tlye-ev-sinema-sistemi-almak-istemez-misiniz/</link>
		<comments>http://www.habercrombie.com/index.php/2010/03/20/279-tlye-ev-sinema-sistemi-almak-istemez-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 17:51:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[BLOG QRALLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[ev sinema sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Regal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.habercrombie.com/?p=6858</guid>
		<description><![CDATA[Evde sinema keyfini seviyor ama bunu makul bir bütçeyle yapmak istiyorsanız aklınızda bulunsun, Regal 279 TL&#8217;ye ev sinema sistemi satıyor. Regal ev sinema sisteminin DVD player’ı 8 GB’a kadar flaş bellek destekleyen USB bağlantısına sahip. Hafıza kartı girişi ise 4 GB kapasiteli MS, SD, MMC kartları destekliyor. Regal ev sinema sisteminin DVD player’ı DivX filmleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://bellekkutusu.blogspot.com/2010/03/279-tlye-ev-sinema-sistemi.html"><br />
</a></h3>
<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_jsKbGmkVilk/S6IZUQwnrgI/AAAAAAAADpo/AyYroArWumU/s1600-h/Regal+Ev+Sinema+Sistemi.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449946334958693890" src="http://1.bp.blogspot.com/_jsKbGmkVilk/S6IZUQwnrgI/AAAAAAAADpo/AyYroArWumU/s320/Regal+Ev+Sinema+Sistemi.JPG" border="0" alt="" /></a></p>
<p>Evde sinema keyfini seviyor ama bunu makul bir bütçeyle yapmak istiyorsanız aklınızda bulunsun, <a href="http://www.regal-tr.com/"><strong>Regal</strong> </a><strong>279 TL&#8217;ye ev sinema sistemi</strong> satıyor. Regal ev sinema sisteminin DVD player’ı 8 GB’a kadar flaş bellek destekleyen USB bağlantısına sahip. Hafıza kartı girişi ise 4 GB kapasiteli MS, SD, MMC kartları destekliyor. Regal ev sinema sisteminin DVD player’ı DivX filmleri de oynatabiliyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://bellekkutusu.blogspot.com/" target="_blank">Bellek Kutusu</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.habercrombie.com/index.php/2010/03/20/279-tlye-ev-sinema-sistemi-almak-istemez-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gözümüz aydın! İlk iPhone virüsü çıktı!</title>
		<link>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/11/09/gozumuz-aydin-ilk-iphone-virusu-cikti/</link>
		<comments>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/11/09/gozumuz-aydin-ilk-iphone-virusu-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 12:47:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[BLOG QRALLIĞI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.habercrombie.com/?p=6635</guid>
		<description><![CDATA[Bilgisayarları saran virüs kabusu şimdi de cep telefonlarını sarmaya başlıyor. Avustralya&#8217;da yaşayan 21 yaşındaki bir bilgisayar programcısı iPhone için özel olrak geliştirilen ilk virüsü yazdı. Ancak virüs oldukça zararsız. Sadece 1980&#8242;lerden kalma şarkıcı Rick Astley&#8217;in fotoğrafını telefona duvar kağıdı yapmakla yetiniyor. Virüsü yazan Ashley Towns adlı hacker, Australya&#8217;nın ABC kanalına yaptığı açıklamada iPhone&#8217;daki güvenlik açığına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://newsimg.bbc.co.uk/media/images/46693000/jpg/_46693657_-1.jpg" border="0" alt="Ikee infected phone" hspace="0" width="226" height="300" /></p>
<p>Bilgisayarları saran virüs kabusu şimdi de cep telefonlarını sarmaya başlıyor. Avustralya&#8217;da yaşayan 21 yaşındaki bir bilgisayar programcısı iPhone için özel olrak geliştirilen ilk virüsü yazdı. Ancak virüs oldukça zararsız. Sadece 1980&#8242;lerden kalma şarkıcı Rick Astley&#8217;in fotoğrafını telefona duvar kağıdı yapmakla yetiniyor.</p>
<div>
<div>
<div><img src="http://i.dailymail.co.uk/i/pix/2009/11/09/article-1226288-05F05511000005DC-542_224x423.jpg" alt="iphone" width="224" height="423" /></div>
<div><img src="http://i.dailymail.co.uk/i/pix/2009/11/09/article-1226288-059C0672000005DC-168_224x423.jpg" alt="rick" width="224" height="423" /></div>
</div>
<p>Virüsü yazan Ashley Towns adlı hacker, Australya&#8217;nın ABC kanalına yaptığı açıklamada iPhone&#8217;daki güvenlik açığına dikkat çekmek için bu virüsü yazdığını söyledi. Virüs sadece jailbreak edilmiş telefonlar arasında yayılıyor. Şimdiye kadar 100 telefonu etkilediği açıklandı. Bilgisayar güvenlik firması F-Secure ikee adıyla bilinen virüsün 4 farklı varyantının ortaya çıktığını ve hızla yayıldığını açıkladı. <strong>Virüsün kaynak kodunun da yayınlandığına dikkat çeken uzmanlar kaynak koduyla yapılacak manipülasyonlar sayesinde ortaya çok daha zararlı bir varyantın çıkabileceğini belirtti.</strong></p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.icihaz.com">http://www.icihaz.com</a></p>
<p> </p>
<p> </p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/11/09/gozumuz-aydin-ilk-iphone-virusu-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apple&#8217;ın başı bu çocukla belada!</title>
		<link>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/11/08/applein-basi-bu-cocukla-belada/</link>
		<comments>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/11/08/applein-basi-bu-cocukla-belada/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 18:34:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[BLOG QRALLIĞI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.habercrombie.com/?p=6630</guid>
		<description><![CDATA[Apple&#8217;ın tüm çabalarına rağmen en popüler cep telefonu iPhone&#8217;u iki yıldır durmadan &#8220;kırarak&#8221; firmayı milyonlarca dolar zararar uğratan 20 yaşındaki George Hots, &#8220;bu kez kırılamaz&#8221; denilen yeni telefonu da alt etmeyi başardı Her şey 2007 yılının Ağustos ayında 17 yaşındaki genç bir Amerikalı bilgisayar dehasının kişisel blogunda, &#8220;iPhone&#8217;u kırdım&#8221; başlığıyla Apple&#8217;ın tüm dünyada 20 milyondan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="George_Hotz" src="http://www.icihaz.com/wp-content/uploads/2009/10/George_Hotz.jpg" alt="George_Hotz" width="543" height="604" /></p>
<p>Apple&#8217;ın tüm çabalarına rağmen en popüler cep telefonu iPhone&#8217;u iki yıldır durmadan &#8220;kırarak&#8221; firmayı milyonlarca dolar zararar uğratan 20 yaşındaki George Hots, &#8220;bu kez kırılamaz&#8221; denilen yeni telefonu da alt etmeyi başardı</p>
<p>Her şey 2007 yılının Ağustos ayında 17 yaşındaki genç bir Amerikalı bilgisayar dehasının kişisel blogunda, &#8220;iPhone&#8217;u kırdım&#8221; başlığıyla Apple&#8217;ın tüm dünyada 20 milyondan fazla satan telefonu iPhone&#8217;un tüm sim kartlarla çalışmasını sağlayacak bir yöntem geliştirdiğini açıklamasıyla başladı. George Hotz adlı bu genç, Apple&#8217;ın iPhone için tüm ülkelerde GSM operatörleriyle yaptığı milyonlarca dolarlık özel anlaşmaları yerle bir eden teknolojiyi (unlock)dünyada ilk geliştiren kişi oldu. Ardından Apple ile Hotz arasında tam bir kedi-fare oyunu başladı. Apple, hemen Hotz&#8217;un 500 saatlik çalışma sonunda bulduğu açığı kapatan bir yama çıkardı. Ancak Apple&#8217;ın güvenlikle uğraşan yüzlerce güvenlik uzmanlı 1989 doğumlu bu genci bir türlü aşamadı.</p>
<p>Kara kara düşündürüyor</p>
<p>Apple, iPhone&#8217;un içindeki işletim sistemini yeniledikçe Hotz yeni bir açık bulup yine kırmayı başardı. iPhone&#8217;un en yeni güvenlik teknolojisiyle donattığı &#8220;3G&#8221; telefonu kırması ise sadece birkaç saatini aldı. Bu yılın 3 Temmuz&#8217;unda ise Apple&#8217;ın son telefonu iPhone 3GS&#8217;i piyasaya çıkmasından sadece birkaç saat sonra kırmayı başardı. Önceki gün ise Apple&#8217;ın &#8220;artık telefonumuz çok güvenli&#8221; şeklindeki açıklamasına nazire yapar gibi yeni işletim sistemini (firmware) kırdı. Şimdi Hotz&#8217;un yazdığı minik program (Blackra1n) sayesinde dünyanın dört bir yanındaki iPhone kullanıcıları Apple&#8217;dan para vererek program satın almak yerine bedava geliştirilen programları telefonuna yükleyebiliyor. Apple ise 20 yaşındaki bu bilgisayar dehasıyla nasıl baş edeceğini kara kara düşünüyor.</p>
<p><img title="iphone_pirate_2" src="http://www.icihaz.com/wp-content/uploads/2009/10/iphone_pirate_2.jpg" alt="iphone_pirate_2" width="273" height="336" /></p>
<p>SORUMLULUK OLARAK GÖRÜYORUM<br />
iPhone konusundaki uygulamaları ile Fox, CNN, BBC, NBC, CBS, ABC gibi televizyon kanallarına konuk olan ve dünyadaki en genç 10 bilgisayar dehası arasında gösterilen Hotz, &#8220;Kullandığım telefonun hiçbir kısıtlaması olmamalı. Telefonu nasıl ve ne şekilde kullanacağıma ben karar vermeliyim. Bu yüzden iPhone&#8217;ı kırmayı bir sorumluluk olarak görüyorum&#8221; diyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/11/08/applein-basi-bu-cocukla-belada/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paris’te mi İstanbul’da mı yaşamak daha kolay?</title>
		<link>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/26/parismi-yasamak-daha-kolay/</link>
		<comments>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/26/parismi-yasamak-daha-kolay/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 09:41:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[BLOG QRALLIĞI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.habercrombie.com/?p=6335</guid>
		<description><![CDATA[İngiliz The Economist dergisi bügüne kadar McDonalds’ın meşhur Big Mac hamburgerlerini farklı para birimlerinin dolar karşısındaki gücünü ölçmek için kullanıyor ve buna Big Mac indeksi diyordu. Yatırım bankası UBS’in 73 dünya kentinde yaşam pahalılığını incelediği  raporda ise Big Mac, alım gücünü karşılaştırmak için kullanıldı. Banka Big Mac dahil tüm dünyada standart olan bazı temel ürünlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_999" style="width: 508px;"><img title="McDonalds" src="http://fransizusulu.com/wp-content/uploads/2009/08/burger.jpg" alt="burger" width="498" height="380" /></div>
<p>İngiliz <a title="Derginin sitesi (Ingilizce)" onclick="javascript:pageTracker._trackPageview('/outbound/article/www.economist.com');" href="http://www.economist.com/">The Economist</a> dergisi bügüne kadar McDonalds’ın meşhur Big Mac hamburgerlerini farklı para birimlerinin dolar karşısındaki gücünü ölçmek için kullanıyor ve buna <a title="The Economist (Ingilizce)" onclick="javascript:pageTracker._trackPageview('/outbound/article/www.economist.com');" href="http://www.economist.com/markets/indicators/displaystory.cfm?story_id=12991434">Big Mac indeksi</a> diyordu.</p>
<p>Yatırım bankası UBS’in 73 dünya kentinde yaşam pahalılığını incelediği  <a title="Raporun orijinali (Ingilizce, Fransizca)" onclick="javascript:pageTracker._trackPageview('/outbound/article/www.ubs.com');" href="http://www.ubs.com/1/e/wealthmanagement/wealth_management_research/prices_earnings.html">raporda </a>ise Big Mac, alım gücünü karşılaştırmak için kullanıldı. Banka Big Mac dahil tüm dünyada standart olan bazı temel ürünlerin hangi şehirde kaç dakika çalışılarak satın alınabildiğini hesapladı.</p>
<p>Böylece bize de Paris ve İstanbul’da hayat pahalılığını karşılaştırıp (ekonomik açıdan) hangisinde yaşamanın daha kolay olduğunu tartmak için pratik bir yol çıkmış oldu.</p>
<p>Buna göre bir Big Mac almak için İstanbul’da çalışıp yaşayan bir kişi 48 dakika çalışıyor. Parisliler’in ise 20 dakikada kazandığı para meşhur iki köfteli hamburgeri almaya yetiyor. Dünya ortalaması 37 dakika.</p>
<p><span id="more-998"> </span></p>
<div id="attachment_1000" style="width: 503px;"><img title="Bir Big Mac almak için kaç dakika çalışmak lazım? (Grafik: The Economist)" src="http://fransizusulu.com/wp-content/uploads/2009/08/Mac.jpg" alt="Bir Big Mac almak için hangi şehirde ne kadar çalışmak lazım? (The Economist)" width="493" height="446" /></div>
<p><strong>İstanbullular iPod için 8 gün çalışıyor</strong></p>
<p>İstanbul’da bir kilo pirinç almak için 43 dakika, Paris’te 20 dakika çalışmak gerekiyor. Rapora alınan 73 kentte ise bir kilo pirinç ortalama 22 dakika çalışarak satın alınabiliyor.</p>
<p>Bir adet <a title="Resmi site (Ingilizce)" onclick="javascript:pageTracker._trackPageview('/outbound/article/www.apple.com');" href="http://www.apple.com/ipodnano/">iPod Nano 8GB</a> almak için Parisliler 15 saat çalışıyor. Yani 1.8 günlük maaşlarıyla bu cihazı satın alabiliyorlar (bir günlük mesaiyi 8 saatten hesaplıyorum). İstanbullular’in ise 56 saat, yani 7 gün çalışması gerekiyor!</p>
<p>İstanbulluların daha rahat ettiği tek alan ekmek… İstanbul’da bir kişi 12 dakika çalıştıktan sonra bir kilo ekmek alabiliyor. Paris’te ise 22 dakika çalışması gerekiyor. Ne de olsa bagetin başkentinde ekmek üretirken malzemeden kaçmak pek kolay değil. Dünya ortalaması 25 dakika.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://fransizusulu.com" target="_blank">http://fransizusulu.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/26/parismi-yasamak-daha-kolay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarantino kendi Bond’unun peşinde!</title>
		<link>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/19/tarantino-kendi-bond%e2%80%99unun-pesinde/</link>
		<comments>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/19/tarantino-kendi-bond%e2%80%99unun-pesinde/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2009 07:29:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tt</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[BLOG QRALLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[Tarantino]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.habercrombie.com/?p=6179</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce Daniel Craig’in Bond olmasını eleştiren ve Casino Royale’i Pierce Brosnan’la çekeceğini söyleyen; ayrıca bir ara adı Bond yönetmeni olarak geçen Tarantino kendi süper ajanının peşine düşmüş. Ortalıkta dönen bilgilere göre Tarantino İngiliz yazar Len Deighton’ın 3 romanını bir seri halinde sinemaya aktarmaya hazırlanıyormuş. Berlin Game, Mexico Set ve London Match adlı bu 3 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-6180" title="tarantino" src="http://www.habercrombie.com/wp-content/uploads/2009/08/tarantino.jpg" alt="tarantino" width="450" height="338" /></p>
<p>Daha önce Daniel Craig’in Bond olmasını eleştiren ve Casino Royale’i Pierce Brosnan’la çekeceğini söyleyen; ayrıca bir ara adı <a href="http://www.bizibozmaz.com/tag/james-bond/">Bond</a> yönetmeni olarak geçen Tarantino kendi süper ajanının peşine düşmüş. Ortalıkta dönen bilgilere göre Tarantino İngiliz yazar Len Deighton’ın 3 romanını bir seri halinde sinemaya aktarmaya hazırlanıyormuş. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Berlin_Game">Berlin Game</a>, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Mexico_Set">Mexico Set</a> ve <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/London_Match">London Match</a> adlı bu 3 kitaptan oluşacak olan seri soğuk savaş döneminde Bernard Sampson adlı bir casusun hikayesine odaklanacakmış. Benim gözümde <a href="http://www.bizibozmaz.com/tag/james-bond/">Bond</a>‘un yerini alabilir mi bilinmez ama <a href="http://www.bizibozmaz.com/tag/tarantino/">Tarantino</a>‘dan iyi bir iş beklemek yanlış olmaz herhalde.</p>
<p><strong><a href="http://www.bizibozmaz.com/2009/08/13/tarantino-kendi-bondunun-pesinde/" target="_blank">Kaynak: BiziBozmaz</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/19/tarantino-kendi-bond%e2%80%99unun-pesinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Le Monde&#8217;un kötü alışkanlıkları</title>
		<link>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/16/le-mondeun-kotu-aliskanliklari/</link>
		<comments>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/16/le-mondeun-kotu-aliskanliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 08:41:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tt</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[BLOG QRALLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Le Monde]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.habercrombie.com/?p=6039</guid>
		<description><![CDATA[Fas yönetiminin sansürü, Le Monde’un, ama aslında genel olarak Fransız basınının (ve hatta Fransızlar’ın)  kötü bir alışkanlığını hatırlatmak için fırsat oldu. Fransız basını, dış dünyayla ilgili haber yazarken anlamaya, durumu anlatmaya çalışmak yerine kendini dünyanın merkezine koyup kıyasıya eleştiriyor. Le Monde da bu akımın başını çekiyor. Olay şu: Fas’ta TelQuel isimli haber dergisi Kral Muhammed’in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;"><img class="alignnone size-full wp-image-6040" title="lemonde1" src="http://www.habercrombie.com/wp-content/uploads/2009/08/lemonde1.jpg" alt="lemonde1" width="450" height="294" /></p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;"><strong>Fas yönetiminin sansürü, Le Monde’un, ama aslında genel olarak Fransız basınının (ve hatta Fransızlar’ın)  kötü bir alışkanlığını hatırlatmak için fırsat oldu. Fransız basını, dış dünyayla ilgili haber yazarken anlamaya, durumu anlatmaya çalışmak yerine kendini dünyanın merkezine koyup kıyasıya eleştiriyor. Le Monde da bu akımın başını çekiyor.</strong></p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Olay şu: Fas’ta TelQuel isimli haber dergisi Kral Muhammed’in tahttaki onuncu yılı vesilesiyle monarşiyle ilgili bir anket yaptırıyor. Fransız Le Monde gazetesinin de katkısıyla hazırlanan anket, halkın yüzde 91’inin kraldan memnun olduğunu, son 10 yılda devletin hizmetlerinin arttığını ve demokratik ortamın genişlediğini söylüyor. Yani Faslılar<strong></strong>hallerinden memnun.</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Ama kraliyet prensip gereği dergiyi toplatıyor. Bunun üzerine Le Monde gazetesi <a style="color: #886353; text-decoration: underline; outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial;" title="Le Monde (Fransızca)" onclick="javascript:pageTracker._trackPageview('/outbound/article/www.lemonde.fr');" href="http://www.lemonde.fr/afrique/article/2009/08/03/maroc-le-sondage-interdit_1225217_3212.html">anketi birinci sayfasında yayınlıyor</a> ve olayı da anlatarak “Yasaklı anket” başlığını atıyor. Kraliyet bu kez Le Monde’u toplatıyor. Fransa Dışişleri açıklamasıyla, Le Monde ise başyazısıyla olaya tepki gösteriyor.</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Buraya kadar olanlar Fas’la, ifade özgürlüğüyle ilgili tartışma yaratabilir, konuyla ilgilenenler tarafından uzun uzadıya ele alınabilir ama benim derdim başka…</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Fransız basınının büyük bir zaafı var: başka ülkelerde olup bitenleri anlatırken kendini yere göre sığdıramıyor, olayları aktarmaktan ziyade yargılıyor, bunu da kendine hak biliyor. Üstelik çoğu zaman kendi tarihlerini unutarak yazıp çiziyorlar. Her gazete ve gazeteci yorum yapar. Her başlık, her fotoğraf, haberde adı geçen her kaynak bir yorumdur. Ama Fransız gazeteciler apaçık, ne düşünüyorlarsa, köşe yazısı kıvamında onu yazıyorlar.</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Bu konu uzun zamandır aklımdaydı. Ama Türkiye ile ilgili haberlerden örnek verdiğimde taraflı olmakla suçlanıyordum. Le Monde’un Fas olayıyla ilgili haberi bu konuyla ilgili derdimi anlatmak için dört dörtlük örnek oldu.</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Le Monde konuyla ilgili bir başyazı, bir de Florence Beaugé imzalı <a style="color: #886353; text-decoration: underline; outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial;" title="Le Monde (Fransızca)" onclick="javascript:pageTracker._trackPageview('/outbound/article/www.lemonde.fr');" href="http://www.lemonde.fr/afrique/article/2009/08/03/maroc-le-sondage-interdit_1225217_3212.html">haber</a> yayınladı. Birinci sayfadan yayınlanan haberin (bu yazi izlenim ya da analiz olarak değil haber olarak yayınlandı) normal şartlarda ne olup bittiğini anlatması, nedenlerini açıklaması gerekiyordu. Ama onun yerine gazetecinin yorumlarıyla bezeliydi.  Haberdeki acayip cümlelerden bazıları şöyle:</p>
<ul style="list-style-type: none; list-style-position: initial; list-style-image: initial; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 20px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 10px; padding-left: 0px;">
<li style="background-image: url(http://fransizusulu.com/wp-content/themes/elements-of-seo/images/ul-bullet.gif); background-repeat: no-repeat; background-attachment: initial; -webkit-background-clip: initial; -webkit-background-origin: initial; background-color: transparent; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 18px; background-position: 0px 3px; margin: 0px;">Bir devlet liderinin popüleritesini ölçmek? Batı’da sıradan bir olay. Demokratikleşme sürecinin tamamlanması daha çok uzakta gözüken bir ülkede ise risk… Ama TelQuel yine de bu maceraya atıldı.</li>
<li style="background-image: url(http://fransizusulu.com/wp-content/themes/elements-of-seo/images/ul-bullet.gif); background-repeat: no-repeat; background-attachment: initial; -webkit-background-clip: initial; -webkit-background-origin: initial; background-color: transparent; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 18px; background-position: 0px 3px; margin: 0px;">Dergi Fas’ta ve Kuzey Afrika’nın büyük bölümünde bir ilki gerçekleştirdi. Ama oranın standartlarıyla fazla ileri gitmiş oldu…</li>
<li style="background-image: url(http://fransizusulu.com/wp-content/themes/elements-of-seo/images/ul-bullet.gif); background-repeat: no-repeat; background-attachment: initial; -webkit-background-clip: initial; -webkit-background-origin: initial; background-color: transparent; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 18px; background-position: 0px 3px; margin: 0px;">Asıl şaşırtıcı olan anketin sonuçlarının çok büyük oranda kralın lehine olması.</li>
<li style="background-image: url(http://fransizusulu.com/wp-content/themes/elements-of-seo/images/ul-bullet.gif); background-repeat: no-repeat; background-attachment: initial; -webkit-background-clip: initial; -webkit-background-origin: initial; background-color: transparent; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 18px; background-position: 0px 3px; margin: 0px;">Bu anketin sonuçları kralı yönetim biçimiyle ilgili rahatlatma riski taşıyor. Tabii bu onu eleştirenleri ve demokratik, modern bir Fas arzu edenleri rahatsız edecek.</li>
<li style="background-image: url(http://fransizusulu.com/wp-content/themes/elements-of-seo/images/ul-bullet.gif); background-repeat: no-repeat; background-attachment: initial; -webkit-background-clip: initial; -webkit-background-origin: initial; background-color: transparent; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 18px; background-position: 0px 3px; margin: 0px;">Faslılar bu derginin toplatılacağını bilselerdi kralla ilgili konuşmaya cesaret edebilirler miydi? Tabii ki hayır.</li>
<li style="background-image: url(http://fransizusulu.com/wp-content/themes/elements-of-seo/images/ul-bullet.gif); background-repeat: no-repeat; background-attachment: initial; -webkit-background-clip: initial; -webkit-background-origin: initial; background-color: transparent; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 18px; background-position: 0px 3px; margin: 0px;">Ankete göre iki Faslıdan biri monarşinin bugünkü halini demokrat buluyor. Hasan döneminde korku bu kadar mı büyüktü ki oğlu ipleri biraz bırakınca “demokratik” sayılıyor?</li>
<li style="background-image: url(http://fransizusulu.com/wp-content/themes/elements-of-seo/images/ul-bullet.gif); background-repeat: no-repeat; background-attachment: initial; -webkit-background-clip: initial; -webkit-background-origin: initial; background-color: transparent; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 18px; background-position: 0px 3px; margin: 0px;">Daha da şaşırtıcı olan monarşinin “otoriter” olduğunu söyleyen Faslılar’ın çoğu, bunu bir suçlama olarak değil… iltifat olarak söylüyor.</li>
<li style="background-image: url(http://fransizusulu.com/wp-content/themes/elements-of-seo/images/ul-bullet.gif); background-repeat: no-repeat; background-attachment: initial; -webkit-background-clip: initial; -webkit-background-origin: initial; background-color: transparent; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 18px; background-position: 0px 3px; margin: 0px;">Kralı çevreleyen şatafat kimseyi rahatsız etmiyor gibi. Bu anketin şaşırtıcı derslerinden biri: Fas halkının yüzde 51’i kralın çevresindeki protokolün hafifletildiğini düşünüyor. Oysa kral için yapılan törenler Bağdat halifelerine layık…</li>
<li style="background-image: url(http://fransizusulu.com/wp-content/themes/elements-of-seo/images/ul-bullet.gif); background-repeat: no-repeat; background-attachment: initial; -webkit-background-clip: initial; -webkit-background-origin: initial; background-color: transparent; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 18px; background-position: 0px 3px; margin: 0px;">Faslıların krallarıyla ilişkisi duygusal. Muhammed sık sık kalabalıklara karıştığı için kralın kendilerine yakın olduğunu düşünüyorlar.</li>
<li style="background-image: url(http://fransizusulu.com/wp-content/themes/elements-of-seo/images/ul-bullet.gif); background-repeat: no-repeat; background-attachment: initial; -webkit-background-clip: initial; -webkit-background-origin: initial; background-color: transparent; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 18px; background-position: 0px 3px; margin: 0px;">Kralın ülkede birçok şirketi ve holdingi olması da kimseyi şoke etmiyor. Forbes dergisine göre serveti ülkenin milli gelirinin yüzde 6’sına denk geliyor. Milli ekonomi üzerindeki kontrolü problem değil mi? Tabii ki hayır! Ankete katılanların sadece yüzde 17’si bundan şikâyet ediyor. En iyi eğitimliler bile bunda sorun görmüyor.</li>
</ul>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Yani Le Monde muhabiri Faslılar’ın aslında ne düşündüğünü çözmüş, bu düşüncelerine rağmen ankette farklı yanıt vermelerinin nedenlerini kapmış ve zaten ne kadar haksız olduklarını, hiçbir şeyden anlamadıklarını uzun uzun yazmış. Bu haberin her köşesinde bir aşağılama, “Zaten Faslılar saf-salak, hiçbir şeyden anlamıyorlar, ben size doğrusunu söyleyeyim” tavrı yok mu?</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Fas haberini kaleme alan Florence Beaugé kariyerini bu bölgeye adamış biri… Ama bu, koskaca bir ülke ile ilgili, bu kadar rahat, bu kadar üstünkörü yorum yapmasına bahane olabilir mi? Sanki Fransız basınının bir parçası olmak, haber konusu ülkenin tarihi ve dinamiklerini hiçbir uzmana, tanığa dayandırmadan kafalarına göre açıklayıp üstüne bunların iyi mi kötü mü olduğu ile ilgili görüş bildirmeleri için gazetecilere sınırsız hak tanıyor. Hepsi birden antropolog kesiliyorlar.</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Oysa gazeteye haber yazarken, hele hele Le Monde gibi kendisi değilse bile sembolize ettiği değerler hâlâ tüm dünyada örnek alınan bir gazeteye haber yazarken, biraz mütevazı olmak gerekiyor. Koskaca kültürleri, binlerce yıllık tarihi anladığını zannedip Fransız standartlarında “iyi” ya da “kötü” diye değerlendirmek yerine nedenini, niçinini anlamak ve okuyucuya anlaşılır şekilde iletmek gerekiyor. En azından ideal bir dünyada gazetecilik böyle yapılıyor.</p>
<p><strong><em><a href="http://www.fransizusulu.com/" target="_blank">Kaynak: FransızUsulü</a></em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/16/le-mondeun-kotu-aliskanliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paris&#8217;te plaj eziyeti nasıl bir şey?</title>
		<link>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/14/pariste-plaj-eziyeti/</link>
		<comments>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/14/pariste-plaj-eziyeti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 03:42:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tt</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[BLOG QRALLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.habercrombie.com/?p=5927</guid>
		<description><![CDATA[Sekiz yıldır her yaz gazetelerde Paris’in göbeğine kurulan meşhur yapay plajın fotoğrafları yayınlanıyor. Yaz sıcağında Seine Nehri’nin kıyısında güneşlenenlerin fotoğrafları herkese iç geçirtiyor. Zira fotoğraflara bakınca, Paris’in göbeğinde bizim sahillerimizdeki gibi plaj keyfi yapılıyormuş gibi bir fikir oluşuyor. Oysa çok büyük bir merakla deneyimledikten sonra söyleyebilirim ki yaz sıcağında Seine kıyısında güneşlenmek Akdeniz ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;"><img class="alignnone size-full wp-image-5928" title="plaj1" src="http://www.habercrombie.com/wp-content/uploads/2009/08/plaj1.jpg" alt="plaj1" width="450" height="326" /></p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Sekiz yıldır her yaz gazetelerde Paris’in göbeğine kurulan meşhur yapay plajın fotoğrafları yayınlanıyor. Yaz sıcağında Seine Nehri’nin kıyısında güneşlenenlerin fotoğrafları herkese iç geçirtiyor. Zira fotoğraflara bakınca, Paris’in göbeğinde bizim sahillerimizdeki gibi plaj keyfi yapılıyormuş gibi bir fikir oluşuyor.</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Oysa çok büyük bir merakla deneyimledikten sonra söyleyebilirim ki yaz sıcağında Seine kıyısında güneşlenmek Akdeniz ya da Ege kıyılarında keyif yapmaktan ziyade, İzmir Körfezi’nin kenarında, güneşin altında oturmaya zorlanmaya benziyor. Su yanı başınızda, bir adım atsanız cuplayacaksınız ama rengi de, üzerinde yüzen bitkiler de o kızgın kumlardan serin sulara asla giremeyeceğinizi acımasızca hatırlatıyor.</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;"><img class="alignnone size-full wp-image-5929" title="plaj3" src="http://www.habercrombie.com/wp-content/uploads/2009/08/plaj3.jpg" alt="plaj3" width="450" height="338" /></p>
<p style="text-align: left; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;"><strong>Tatile çıkamayanlar için</strong></p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Ama zaten Paris Plages da tatile gitme imkanı olanlar değil, yazı kentte geçirmek zorunda olan azınlık için düzenleniyor. Azınlık diyorum çünkü Paris’te temmuz sonundan itibaren 1.5 ay süreyle hayat duruyor. Sokaklar birden bire boşalıyor, küçük ve orta boy işletmeler kepenk kapatıyor, bazı dergiler yayınlarına ara veriyor. Herkes ya otellere, ya dostlarının yazlıklarına ya da yabancı ülkelere tatile gidiyor. Bu ortamda tatile çıkamayanlar azınlıkta kalıyor.</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;"><strong>2.5 milyon euro bütçe</strong></p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Sosyalist Belediye Başkanı Bertrand Delanoe de bu yıl “ekonomik zorluk ortamında dayanışma” sloganıyla lanse ettiği 2.5 milyon euro bütçeli (1 milyon euro’su sponsorlardan geliyor) plajda “tatilden mahrum kalanlara” nefes aldırmaya çalışıyor. Bu yıl plajı yüzde 85’i Fransız olmak üzere 4 milyon kişinin ziyaret edeceği tahmin ediliyor.</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;">Paris Plages bu yıl iki ayrı mekanda hizmet veriyor. İlki ve tabii ki asıl ilgi çekeni Seine Nehri kıyısında kurulan 3 kilometrelik parkur… Masmavi şemsiyeler, ünlü tasarımcı Frédéric Sofia imzalı lacivert-beyaz şezlonglar, palmiye ağaçları ve dondurmacıların önünde uzayan kuyruklar sayfiye kasabalarını aratmıyor</p>
<p style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; line-height: 20px; margin: 0px;"><strong><em><a href="http://fransizusulu.com/index.php/2009/08/08/paris-plages-seine-kiyisinda-plaj-keyfi-ya-da-eziyeti/" target="_blank">DEVAMI: FRANSIZUSULÜ</a></em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/14/pariste-plaj-eziyeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın en tarz 50 adamı</title>
		<link>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/12/dunyanin-en-tarz-50-adami/</link>
		<comments>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/12/dunyanin-en-tarz-50-adami/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 11:11:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tt</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[BLOG QRALLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[bizibozmaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.habercrombie.com/?p=5894</guid>
		<description><![CDATA[“Diğer rock grupları otel odalarını yakıp yıkarken, ben yeniden dekore etmeyi isterdim.”  Bryan Ferry Biz sıradan insanlar da havlu-bornoz araklamayı hayal ederiz büyük olasılıkla… GQ hem sıradan olmayıp, hem de fena halde tarzı olan 50 adam listesini açıkladı. Michael Cain’den girin, Alain Delon’dan çıkın… David Bowie… George Best…Muhammad Ali… Devamı: BiziBozmaz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignnone size-full wp-image-5895" title="brian-ferry" src="http://www.habercrombie.com/wp-content/uploads/2009/08/brian-ferry.jpg" alt="brian-ferry" width="312" height="480" /></em></p>
<p><em>“Diğer rock grupları otel odalarını yakıp yıkarken, ben yeniden dekore etmeyi isterdim.”  <strong>Bryan Ferry</strong></em></p>
<p>Biz sıradan insanlar da havlu-bornoz araklamayı hayal ederiz büyük olasılıkla… GQ hem sıradan olmayıp, hem de fena halde tarzı olan 50 adam listesini açıkladı. Michael Cain’den girin, Alain Delon’dan çıkın… David Bowie… George Best…Muhammad Ali…</p>
<p><a href="http://www.bizibozmaz.com/" target="_blank">Devamı: BiziBozmaz</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/12/dunyanin-en-tarz-50-adami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Patronumu Facebook’a eklesem mi? Yeni tanıştığım kızı Google’lasam mı?</title>
		<link>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/10/patronumu-facebookeklesem-mi-yeni-tanistigim-kizi-googlelasam-mi/</link>
		<comments>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/10/patronumu-facebookeklesem-mi-yeni-tanistigim-kizi-googlelasam-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 09:29:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[BLOG QRALLIĞI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.habercrombie.com/?p=5836</guid>
		<description><![CDATA[Önce cep telefonları çıktı, elimizden düşürmez olduk. Evde-işte MSN’i kapattığımızda bir parçamız kopmuş gibi hissettik. E-postalara 15 dakika bakmazsak dünyanın sonu gelir zannettik. Facebook’ta resim paylaşıp o an ne yaptığımızı insanlara göstermeyince “Acaba beni unuturlar mı?” kaygısına düştük. Twitter’da bir tuvalete gittiğimizi ilan etmediğimiz kaldı. Ee şimdi bir de 3G teknolojisi hayatımıza girdi, görüntülü konuşma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-5837" title="brad-pitt-wired-magazine-00" src="http://www.habercrombie.com/wp-content/uploads/2009/08/brad-pitt-wired-magazine-00.jpg" alt="brad-pitt-wired-magazine-00" width="621" height="790" />Önce cep telefonları çıktı, elimizden düşürmez olduk. Evde-işte MSN’i kapattığımızda bir parçamız kopmuş gibi hissettik. E-postalara 15 dakika bakmazsak dünyanın sonu gelir zannettik. Facebook’ta resim paylaşıp o an ne yaptığımızı insanlara göstermeyince “Acaba beni unuturlar mı?” kaygısına düştük. Twitter’da bir tuvalete gittiğimizi ilan etmediğimiz kaldı. </strong>Ee şimdi bir de 3G teknolojisi hayatımıza girdi, görüntülü konuşma falan derken iyiden iyiye teknomania şeklinde yaşıyoruz. Peki bu teknolojik hayatında da görgü kuralları olduğunun farkında mısınız? Korkmayın teknolojinin bu tehlikeli ve dikenli ormanında size yol gösterecek rehberi hazırladık&#8230;<strong> </strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"><strong>İşte davranış sorunsallarına yanıtlar</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"><strong>Başkalarının  yanında SMS yazmak ayıp mı?</strong><br />
İnternetin henüz icat olmadığı dönemlerde insanlar MSN üzerinden değil de birbirlerinin gözlerinin içine bakarak görüştükleri dönemlerde, ev oturmaları vardı, belki hatırlarsınız. O zamanlar gençlere anne-babalar tembih ederdi. “Aman büyüklerinizin yanında bacak bacak üzerine atmayın, sigara içmeyi aklınızdan bile geçirmeyin” diye&#8230; Sonra cep telefonu denilen o alet icat oldu; bir anda otobüste, sinemada, sokakta yürürken yani buldukları her yerde “iletişim” kuran insanlar türedi. Hadi kapalı kamusal alanlarda telefonla en azından yüksek sesle konuşulmayacağını hepimiz az çok biliyoruz da, peki SMS ne olacak? SMS yazarken de insanları rahatsız ediyor muyuz? Büyüklerin yanında SMS yazılır mı? Haydi büyükleri geçtik, arkadaşların yanında sohbet arasında SMS yazmak ayıp mı? Bu konuda uzmanlar şöyle bir davranış kuralı benimsemiş durumda: Eğer arkadaşlarınızdan biri, o an içinde bulunduğunuz etkinliğe katılamamışsa ona mesaj göndererek sanki ordaymış gibi hissetmesini sağlamaya izin var. Ama sohbet ortasında ele telefonu alıp da konuyla çok alakasız birine mesaj atmak ayıp, yapmayın&#8230;</span></p>
<p><strong>Arkadaşlık sitelerinde  kullandığım fotoğraf nasıl olmalı?</strong><br />
Bu sorunun yanıtı aslında çok kolay: Dürüst olun. Madem ki artık saçınız yok, saçlı yıllarınıza ait fotoğraflarla insanları aldatmak size hiçbir şey kazandırmaz. Hatta “zavallı” olarak bile nitelendirilmenize sebep olabilir. Georgia Üniversitesi’nde görevli Laura Buffardi adlı bilim adamının yazdığı “Sosyal paylaşım siteleri ve narsizm” başlıklı makaleye göz gezdirirseniz, profillerine normalde vermeyecekleri pozları fotoğraf olarak koyan kişilerin, yabancılar tarafından hiç de olumlu algılanmadığını, hatta kendini beğenmiş olarak nitelendirildiğini öğrenmiş olursunuz. Yeniden vurgulamakta fayda var: Dürüst olun, fotoğraflarınız yalan söylemesin. Bir de çocuğunuzun fotoğrafını profil resminiz olarak kullanmaktan vazgeçin. Sizin için çok şey ifade ediyor olabilir, ama diğer insanların büyük bölümünün umrunda bile değil.</p>
<p><strong>Yeni tanıştığım birini ilk        buluşmadan önce Google’da aramalı mıyım?</strong><br />
İnternet çıktı mertlik bozuldu diyorlar ya, aslında öyle değil. Doğrusu Google çıktı mertlik bozuldu olmalı. Çünkü Google’de sorduğunuz her soruya yanıt bulmanız mümkün. Eğer hakkınızda birisi sanal aleme kötü bir şey yazdıysa başkalarının bu bilgiye ulaşması sadece birkaç saniyesini alıyor, yandınız. Ama Google’da yazan her bilgiyi de doğru kabul etmemek gerek. Cornell ve Michigan Üniversiteleri tarafından yapılan araştırmaya göre, insanların arkadaş bulma sitelerine koydukları bilgilerin büyük bölümü gerçek dışı. Profil hazırlayan kişilerin yüzde 81’i kendisi hakkında yanlış bilgi vererek karşısındakini etkilemeye çalışıyor. O yüzden buradan alacağınız bilgilere güvenmeyin. Psikologlar ilk buluşmadan önce her iki tarafın birbiriyle ilgili bilgi toplama isteğinin doğal olduğunu, ancak çok derine inmeleri durumunda o günü kabusa çevirme ihtimalleri bulunduğunu belirtiyor. Birini tanımak istiyorsanız onu gerçek hayatta tanımayı tercih edin, öğreneceklerinizi kendisine sormak sizin için çok daha avantajlı olabilir. İlk gün, “Demek ilkokulda yurt dışındaydın, Orhan Pamuk’u da çok sevmiyormuşsun” türü cümleler kurmanız karşı tarafı irite edecektir.</p>
<p><strong>Facebook’ta ilişki yaşadığımı  insanlara ilan etmeli miyim?</strong><br />
Bu konuda bir araştırma yapıldığını duysanız herhalde inanmazdınız, ama psikologlar bu soruyu da pas geçmemiş. Cevap da 60’lı yıllarda yapılan ve 70’li yıllarda tekrarlanan UCLA Üniversitesi araştırmasında yatıyor. Albert Mehrabian tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre insanların ilişkileri ile ilgili hissiyatlarının yüzde 7’si kelimeler, yüzde 38’i ses tonu, yüzde 55’i ise vücut dili ile ortaya çıkıyor. Yani Facebook’ta “İlişkisi var” (In a relationship), “İlişkisi yok” (Single), “Karmaşık” (It’s complicated) gibi ifadelere profilde yer vermek bu hislerin yüzde 93’ünü yansıtamamak anlamına geliyor. Hele ki ilişkiniz bitip “İlişkisi var” ifadesini “İlişkisi yok”a çevirirseniz o zaman tam anlamıyla yandınız. Çünkü hakkınızda yapılacak olan spekülasyonlardan sizi koruyacak hiçbir silaha sahip değilsiniz. Önerimiz Facebook’ta ilişki durumu hanesini boş bırakmanız şeklinde&#8230;</p>
<p><strong>Telefonu tam kapatacaktım, o anda hat kesildi. Ne yapmalıyım?</strong><br />
Herkesin başına gelebilecek bir durum. “Neyse ben şu işimi halledeyim hadi gör&#8230;” dediniz ve o anda telefon kesildi. “Görüşürüz” kelimesi karşı tarafca tam duyulmadı. “E zaten telefonu kapatmak üzereydim. Karşı taraf da bunu anladı” diye düşünmeyin. Hemen telefonu yeniden arama tuşuna basın ve normal bir şekilde vedalaşarak telefonu kapatın.</p>
<p><strong>Tuvalette cep telefonuyla konuşulur mu? </strong><br />
Biraz iğreneceksiniz okurken ama Türk halkının, hatta hadi daha spesifik konuşalım, Türk erkeğinin geleneksel alışkanlıklarından biri de tuvalette gazete, dergi okumaktır. Tamam bunlar rahatsızlık verici değil. Ama cep telefonu ile tuvalete girmek görgüsüzlük mü? Mesela mesaj yazılabilir mi? Evinizin tuvaletinde istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz ama halka açık olanlarda tuvalet adabı sizi tüm bu faaliyetlerden men ediyor. İşinizi bitirin ve çıkın! Sonra ne hâliniz varsa görürsünüz.</p>
<p><strong>Hostes, “Uçak tam olarak durmadan kemer           çözmeyin” dedi, ama      herkes ayaklandı. Ben de cep telefonumu açsam mı?</strong><br />
Bu da tipik Türk alışkanlıklarından&#8230; Daha uçak piste tekerlek koyduğu anda zır zır çalan telefonlara artık alıştık bile. Bunun genel adaba aykırı olduğunu söylemeye gerek yok. Ama teknoloji çağında yaşıyoruz canım. İlla ki ben indiğim anda telefonumu açmak isterim diyorsanız sessiz mod, titreşim diye hayatı kolaylaştıran bir sürü özelliği var bu meretin. Aç telefonunu titreşimde tut, sevgilinden gelen “Hoşgeldin aşkım” başlıklı mesajı rahat rahat oku. Bizi de rahatsız etme! Ama telefonun titremeye başlarsa iki dakika daha sabret uçaktan inince konuşursun. İletişim çağındayız dediysek o kadar da değil&#8230;</p>
<p><strong>Sinemada cep telefonu 		hiç mi kullanılmaz?</strong><br />
Kullanılmaz sevgili arkadaşlar, kullanılmaz. Film arası neyinize yetmiyor? “Sadece SMS gönderirim, tabii ki izleyenleri rahatsız edeceğimi bildiğim için konuşmam” diyenler sözümüz size:<br />
O cep telefonu denen meretin ışığının karanlıkta ne kadar göz alıcı olduğunun farkında mısınız? 4-5 sıra arkanızdaki bir insanın bile gözünün telefonunuza kaymasına neden olacak o ışığı yakmadan bir saat duramaz mısınız siz? Sizi salonun dışına alalım, belki gelirken bize bir de patlamış mısır getirirsiniz.</p>
<p><strong>Eski sevgilim beni arkadaş           listesine eklemek isterse 			ne yapacağım?</strong><br />
Bir an için Tom Cruise olduğunuzu hayal edin. Farz edelim ki Facebook’a bağımlısınız. Aaa o da ne! Gelen arkadaşlık teklifleri içinde eski eşiniz Nicole Kidman da var. Ne yapacaksınız? Sancılı bir ayrılık süreci geçirmiş olsanız da birbirinizden nefret etmiyorsunuz. Ama onun arkadaş listenize girmesini başkaları nasıl yorumlayacak? Biraz oyun teorisi egzersizi yapalım. Seçenekleriniz şöyle:<br />
<strong>NICOLE’E HAYIR:</strong> Arkadaşlığınız büyük ihtimalle sona erecek. Nicole çok sinirlenecek, ama şu anki eşiniz Katie Holmes çok mutlu olacak.<br />
<strong>NICOLE’E EVET:</strong> Nicole ve onun çevresindeki insanlarla yeniden sosyalleşme fırsatı bulacaksınız. Ancak Katie’nin böyle bir duruma vereceği tepki çok önemli:<br />
a) Çok kızacak ve büyük bir kavgayı göze almak zorunda kalacaksınız.<br />
b) Katie bu durumu pek önemsemeyecek, sorduğunda ise “sadece arkadaşım” demeye devam edebileceksiniz.<br />
b seçeneği çok da aklınıza yatmadı değil mi? O zaman en iyi çözümü size sunuyoruz:<br />
<strong>NICOLE MÜ, O DA KİM? (Ignore):</strong> Nicole muhtemelen buna da kızacaktır, ama “Hayır” cevabını almadığı için bir gün bir yerde yeniden karşılaşırsanız “Aaa görmemişim” gibi bir bahaneniz olabilecektir.</p>
<p><strong>Patronumu arkadaş listeme   eklemeli miyim? Yoksa iş 	başka arkadaşlık başka mı?</strong><br />
İnternette en önemli kurallardan birisi arkadaşlıkla iş ilişkilerini birbirine karıştırmamaktır. Ancak patronunuzu Facebook listenize eklemekte nasıl bir sıkıntı olabilir ki? Eğer iş yerindeki müdürünüze “Sayın x bey” diye hitap etmek zorunda hissediyorsanız kendinizi, o zaman aklınızdan bile geçirmeyin.<br />
Ama iş dışında da zaman zaman vakit geçiriyorsanız, bir ofis yemeği etkinliğinin fotoğraflarını internette paylaşmaktan çekinmiyorsanız o zaman size izin var.</p>
<p><strong>Cep telefonumu kulaklıkla kullanmak görgüsüzlük mü? Görüntülü chat’te sesimi nasıl duyurayım ki?</strong><br />
Etrafınızda kulağının üzerinde kulaklıkla dolaşan insanları görünce ne hissediyorsunuz? Onlardan biri olmak mı istiyorsunuz? UCLA uzmanları tarafından yapılan araştırmaya göre bluetooth kulaklıklar tam bir görgüsüzlük. Antropologlar bu durumu Aztekler’den bir örnekle açıklıyor. Aztek soyluları kendilerini sıradan halktan ayırmak için mücevherler kullanır ve halk arasında böyle dolaşırdı. Böylece, “Bakın ben soyluyum” mesajı verirlerdi. Ancak Aztek soyluları halk içinde hiç sevilmezdi.</p>
<p><strong>Sanal arkadaşımla gerçek hayatta buluşmak garip mi? 3G ile görüntülü konuşsam&#8230;</strong><br />
İnternet arkadaşlığını gerçek hayat dostluğuna dönüştürmek sandığınızdan çok daha zor. Kabul edersiniz ki mesaj penceresine yazdıklarınızla ağzınızdan çıkanlar arasında çok fark var. En önemlisi MSN’de görüntülü chat’le tatbikat yapmadıysanız, bu sanal arkadaşın vücut diliyle ve mimikleriyle ilk kez karşılaşacağınızı aklınızdan çıkarmayın. İsterseniz teknoloji muhabbeti çevirirken “3G ile görüntülü konuşmayı bir denesek mi?” diyerek o gizemli yüzle karşılaşmayı biraz daha erkene çekebilirsiniz. Sesini duymadan, yüzünü görmeden sanal arkadaşı karşınızda bulmanız çok riskli, uzak durun.</p>
<p><strong>Peki Playstation, Wii      benzeri oyun konsolları? </strong><br />
İnternet konusu da çok çetrefilli. Ne kadar güvenlik programı kullanırsanız kullanın, bir çocuk “zararlı” olarak nitelendirilen sitelere girmek istiyorsa bir yolunu bulup girecektir. “Şu programı yükledim, artık rahatım” diyenlere inanmayın. İlkokul arkadaşları internette ve MSN’de fink atarken, siz bilgisayarı yasaklayamayacağınıza göre alın karşınıza çocuğunuzu ve açık açık anlatın durumu. Playstation ve Wii gibi oyun konsolları konusunda ise içiniz rahat olsun. Oyunların çocukların zihinsel gelişimini olumlu yönde etkilediği artık bilimsel olarak da kabul edilen bir gerçek. Yalnızca oyunların üzerindeki yaş ibarelerine dikkat edin. 18+ yazan şiddet/cinsellik içerikli bir oyunu 10 yaşındaki çocuğunuza oynatmayın.</p>
<p><strong>Arkadaş listemde kaç kişi olması ideal? Bütün dünyayı listeme alsam cool durur muyum?</strong><br />
Bu konuda da Oxford Üniversitesi uzmanları yememiş içmemiş bir araştırmaya imza atmış. Buna göre tek bir insanın hayatının herhangi bir anında kişisel temaslarını optimum düzeyde tutabileceği insan sayısı: 150. Yani listenizde 1000 kişi de olsa çoğunu yılda, hatta 5 yılda bir, arayıp soruyorsunuz demektir. Henüz bu sayıya ulaşamadıysanız da Facebook’tan daha güzel bir ortam bulamazdınız. Arkadaşlarınızın arkadaşları sizi tanımak için sabırsızlanıyor olabilir. Ama altın rakam 150’yi aklınızdan hiç çıkarmayın.</p>
<p><a href="http://pazarvatan.gazetevatan.com/haberdetay.asp?hkat=1&amp;hid=14177&amp;yaz=G%FCncel" target="_blank"><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;">Haber: Uğur KOÇBAŞ / PAZAR VATAN</span></a></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.habercrombie.com/index.php/2009/08/10/patronumu-facebookeklesem-mi-yeni-tanistigim-kizi-googlelasam-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

