
Paris’te bir akşamüstü… Louvre Müzesi’nin bahçesinde, ağaçların gölgesinde bir yandan tavla sesleri, bir yandan kahkahalar yükseliyor. Alçak, birbirlerini tanımayan grupların yan yana oturduğu koltuklarda üç kadın var. Saçları kuaförde taranmış. Beyaz tayyörleri, ipek fularları, kollarındaki mücevherleriyle hemen dikkat çekiyorlar. Arka masada Uno oynayan gençlerin çığlıklarına inat sakince sohbet ediyorlar. Kırmızı boyalı tırnaklarının arasında, Antalya’nın plajlarını, Kapadokya’nın peri bacalarını gösteren broşürlerin sayfaları dönüyor. Burası Café Turc, bu kadınlar her gün buraya gelen 1500 kişiden yalnızca üçü, ellerindekiler türk kahvelerini aldıkları standın yanında dağıtılan broşürler…
Arayıp bulmak gerekiyor
Café Turc, Tuileries Bahçesi’nın ağaçlıklı yolunda, Louvre Müzesi’nden Concorde Meydanı’na doğru yürürken yolun solunda kalıyor. İlk bakışta dikkat çekmiyor. Bıraz bakınmak, hatta yol üzerindeki cafe’lere yön sormak gerekiyor. Burada çalışan garsonlar“Merak etmeyin, tek soran siz değilsiniz. Herkes Café Turc’ü arıyor. Arka tarafa yürüyün, göreceksiniz” diye hemen tarif veriyorlar.
Arka tarafa doğru yürüyünce karşınıza sade, yarı açık bir yapı çıkıyor. Dünyaca ünlü Türk mimar Han Tümertekin’in tasarladığı yapı; kahvehane, avlu ve sahne olmak üzere üç bölüme ayrılmış. Bu üç alan hem iç içe duruyor, hem de farklı insanları farklı şekilde ağırlama imkanı veriyor. Yani bir tarafta insanlar kahvelerini içip Cemal Emden’in İstanbul fotoğrafları sergisine bakarken, diğer tarafta birileri konser izleyip alkış tutabiliyor.
Falcı için kuyruk var
Café Turc’de gün boyu türk kahvesi, çay, lokum ve baklava servisi var. Kahve 2.5, baklava 3 euro… Kazanç, Café Turc’ün işletim giderleri ve çoğu Fransa’da okuyan Türk gençlerden oluşan 25 kişilik servis ekibinin maaşları için kullanılıyor. Zaten neredeyse tüm ürünler sponsorlu. Kahveler Kurukahveci Mehmet Efendi’den; lokumlar Divan, baklavalar Güllüoğlu’ndan geliyor. Tek eksik çinili fincanlar, bakır cezveler… Café Turc’de kahveler makinede yapılıyor.
Masalarda tavla ve kağıt oynayanlar var. Ama en çok ilgi gören etkinlik fal… Café Turc’ün tek falcısının önünde, sırada bekleyen Fransız genç kızların isimlerinin yazılı olduğu bir liste uzayıp gidiyor. Marie, falcının yanından kalktığında saşkın. Bir eliyle elbisesini düzeltiyor, diğer eliyle arkadaşlarına işaret edip “İnanmıyorum” diyor, “Her şeyi bildi. Sizin bile haberiniz olmayan şeyleri bir bir söyledi. Büyülü gibi!” diyor.
Bütçesi 1.3 milyon euro
Café Turc’de her akşamüstü bir etkinlik var: Karagöz gösterisi, ebru atölyesi, dans dersleri bunlardan bazıları… Her akşam da konser düzenleniyor. Önder Focan, Nedim Nalbantoğlu, Selim Sesler, Okay Temiz gibi sanatçılar, kimi zaman yerel gruplarla birlikte sahne alıyor. Üç haftada 25 konser, 20 atölye, 5 gösteri, 2 konferans yapılıyor. Yani evet, inşaatı, işletmesi, kirası, lojistiğiyle toplam 1.3 milyon euro’luk bütçesi olan Café Turc bir başarı!

