
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, 2 yıl önce iktidara geldiğinde, dinin çok konuşulmadığı Fransız siyasetinde, Hıristiyanlığa özellikle Katolikliğe yaptığı atıflarla, büyük tartışma yaratmıştı. Hatta, Sarkozy’nin 2005 yılında yazdığı kitabındaki ” Katolik kültürüne, inancına ve geleneğine sahibim. Çok düzenli ibadet etmesem de Katolik kilisesinin bir üyesiyim” sözleri, laikliğe karşı olarak bile görüldü. Türkiye’nin de AB üyeliğine, “Avrupa’nın Hıristiyan geleneğine aykırı” olduğu gerekçesiyle karşı çıkan Sarkozy’ye, en büyük darbe yanıbaşından, karısı Carla Bruni’den geldi. First Lady, Femme Actuelle (Bugünün Kadını) adlı bir derginin 5 okurunu ağırladığı Elysee Sarayı’ndaki bir görüşmede, AIDS ve Vatikan ile ilgili bir soruya, “Papa prezervatif ve doğum kontrolüne karşı tutumuyla AIDS’in kol gezdiği Afrika’ya büyük zarar veriyor. Onun bu sözlerinden rahatsız olduğum için artık Katolik değilim. Katolik olarak doğdum ve vaftiz edildim. Ama artık laik bir yaşam yaşıyorum. Ve artık Katolik değilim” diye konuştu. 41 yaşındaki Bruni’nin bu sözleri, Katolik derneklerinden tepki geldi. Basın, bu açıklamaların, Temmuz’daki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde muhafazakar Sarkozy’ye büyük darbe vurabileceğini yazdı. Tarihçi Jean Luc Deloire, “Fransa’da First Lady’lerin siyasete karışmaması gibi bir gelenek vardır. Bruni bunu bozuyor” dedi. Gazeteler ise, Ürdün Kraliçesi Rania’nın 26 danışmanı olduğunu söyleyerek Bruni’ye “Danışmanlar bul. En azından konuşmadan önce onlara danış” tavsiyesinde bulundu. Cumhurbaşkanı, geçen aylarda yaptığı bir açıklamada, aldığı siyasi kararlarda, karısının büyük etkisi olduğunu itiraf etmişti.


